Özgüven

Özgüven eksikliği kendilerini yetersiz hissettikleri bir alanda kişilerin kendilerinden bekledikleri performansta olamama halidir. Birçok kişi kendine yeterince güvenmediği için eğitim hayatında, iş hayatında potansiyelinin çok altında performans gösterir. Bu durum hayatın diğer alanlarına ister istemez sirayet eder. Kişi aile hayatında, arkadaş münasebetlerinde, karşı cinsle ilişkilerde kendini olduğu gibi ortaya koyamaz, çıkan sorunlarda kendini yeterince savunamaz. Bu noktada özgüven eksikliği kendini gerçekleştirme yolundaki en önemli engellerden biri haline gelir. Özgüven eksikliğinden bahsederken her insanın anlatmaya çalıştığı şey aynı değildir. Meseleyi somutlaştırıp çözüm üretmenin yolu, duyguyu besleyen yaşanmışlıklarla duygunun açığa çıktığı durumları birlikte irdelemekten geçer.   Özgüven eksikliğini 5 ana kategoride değerlendirmek mümkündür:

Başarısızlık korkusu; meslektaşlarımızın, okul arkadaşlarımızın bizden başarı, aktivite ve benzeri konularda daha zeki olduklarına dair inanç.  Çevremizde kıyaslayabileceğimiz insanlara göre kendimizi dezavantajlı görmek, onlar kadar zeki ve becerikli olmadığımızı düşünmek ve her fırsatta bu düşünceyi beslemek tipik bir özgüven eksikliği sorunudur ve özellikle sınav gibi hayatta belirleyiciliği olan durumlarda karşımıza çıkar. Haliyle kendi yetilerimizin yetersizliğini düşünmek o yetileri yeterince verimli kullanamama sonucunu doğurur.

Kendini farklı hissetme;  farklı olduğunu düşünmek, kendini farklı hissetmek ve aidiyet sorunu çekmek de özgüven eksikliğinin nedenlerindendir. Farklı olduğunu düşünen/hisseden kişi sosyal ortamlardan uzak kalır. İnsanlarla etkileşimi sınırlı kalır. Sosyalleşmesini tamamlayacak tecrübeden yoksun bir hayat sürer. Bu da gerekli durumlarda kendini ifade etmesini, anlatmayı ve anlaşılmayı zorlaştırır.

Bağımlılık; kendi başına karar verme yeteneğinin gelişmemiş olması ile karakterizedir. Bağımlılık hisseden kişiler alacakları her kararı başkalarına onaylatma ihtiyacı duyarlar. Kendi kararlarının yanlış olacağına içten içe inanmak, doğacak olumsuzluklardan daha az sorumlu hissetmek adına başkalarının fikirleri doğrultusunda hareket etmek. Karar verme becerisini düşürerek, özgüveni de sürekli olarak törpülemek demektir.

Boyun eğicilik;  sosyal ilişkilerdeki her türlü çıkar çatışması ve fikir ayrılığında kişinin kendine savunamayacağına olan inancıdır. Esnafla pazarlıktan, iş ortamındaki bir tartışmaya birçok durumda bu kişiler alttan alan ve durumu kabullenip kendini savunmadan geri adım atan kişilerdir. O an ortamın gerilimden kaçmanın yolu boyun eğmektir ama sonrasında kişi "neden hakkımı savunmadım" diyerek kendini suçlar. Bu sorgulama ve kızgınlık da bir sonraki sefer adım atmasını, hakkını aramasını sağlayamaz.

Kusurluluk duygusu; Beni bu halimle kimse benimsemez tarzında bir düşünceden beslenir. Kusurluluk utanç duygusuyla sembolizedir, kusurluluk hisseden kişi aynı zamanda değersiz de hisseder.  Sosyal fobi dediğimiz durum da daha çok kusurluluk ve utanç ile bağlantılıdır. Genellikle kusurluluk hissiyatı kusuru olmayan insanlarda olur. Gerçek bir kusur halinde kişi kusurunu kabullendiğinde onunla dolayısıyla kendisiyle barışık yaşamaya başarır.

Yukardaki durumlardan herhangi birisini yaşıyorsanız özgüven eksikliği ile ilgili bir sorun yaşıyorsunuz demektir. Özgüven eksikliği niye problemdir? İnsanlar kendilerine saygı duyulmasını isterler. Aynı  sevilmek gibi. Sevildiğimiz zaman nasıl kendimizi tamamlanmış hissediyorsak bir yaştan sonra saygı görmek de isteriz. Özgüven o saygıyı almamızı sağlayan bir araçtır. Özgüvensizlik sonucunda saygı eksikliği ortaya çıkar sonuçta kendimizi eksik, tamamlanmamış hissederiz.

Peki, biz yukarıdaki duyguları nasıl sürdürüyoruz? Nasıl başa çıkıyoruz?

Teslim; "nasıl olsa başaramayacağım, hiç kalkışmayayım." düşüncesiyle hareket etmektir. Yapabileceğimiz işlere talip olmamak, sorunların üstüne gitmekten, sorumlulukları yerine getirmekten hakkını veremeyeceğim diye uzak durmak.

Kaçınma; sosyal ortamlara girmeme, alkol kullanma, bazen aşırı çalışma, bazen aşırı yemek. Öz güven eksikliğimizi tetikleyecek durumlara hiç girmemek. Lise arkadaşlarıyla buluşma varsa hiç gitmemek, onun yerine evde kendimizi alkolle yatıştırarak bunun sıkıntısından, acısından kurtulmaya çalışmak tipik bir kaçınma yöntemidir.

Aşırı telafi; Kendimizi eksik hissettiğimiz durumlarda meselelerin üstüne üstüne gitmek. Eksiklik duygusuyla inatlaşarak, içten gelmeyen eylemlerle o duyguyu yenmeye çalışmak. Bu çoğu zaman yeteri kadar hevesimiz olmayan alanlarda zoraki bir uzmanlaşma sonucunu doğurur. Bu tarz insanlar Hayat tarzlarına belki yeteneklerine uymayan bir meslekte hayat tüketirler. Eksiklik duygusu yatıştırılsa bile fırsat kollar şekilde pusuda bekler, kaybolmaz.

Başa çıkma; eksik hissettiğimizde kendimizi yüksek standartlar, onay arayıcılık, haklılık duyguları içinde bulabiliyoruz. Bazen, bu narsist davranışlara eksiklik duygusu ile başa çıkmak için başvururuz. Başarı, ün, para, bize özgüveni mutluluğu garantilemez ama başarısızlık, özgüven problemimizi çok güçlü hissetmemize neden olur ve onu sürekli besler. Bundan kaçınmak için bizi bu duygudan uzak tutacak yüksek standartlardaki insanlarla beraber olmak isteriz. Bu da eksiklik duygumuzla başa çıkmamızı kolaylaştırır. Hayatın her alanında yüksek standartlar belirlemek, eksikliği duyulan şeyleri kuvvetlice hissetmemeyi, eksiklik/özgüvensizlik duygusunu daha güçlü şeylerle ikame etmeyi sağlar.  Ancak bunun bedeli çoğunlukla yalnızlıktır. Ayrıca gerçek problemi de çözmez. En ufak bir gerilemede kişi dibe vurur.

Özgüven eksikliğim var derken kişinin ne anlatmaya çalıştığının detaylı ve net bir şekilde tespit edilmesi gerekir.  Örneğin,  mesele başarısızlık korkusu ise bu korkunun nasıl oluştuğu, kökenleri ve şu anki hayatında bu korkuyu besleyici durumlar nelerdir bunları bulup incelemek ve çözüm yöntemleri geliştirmek gerekir. Genellikle başarısızlık korkusu ile mükemmeliyetçilik bir arada görülür.  Bu noktada uzmanlar hangi düşünce ve davranışları mükemmeliyetçilikle ilgilidir sorusunun cevabını ararlar. Kişi yavaş yavaş kaygılarından arınıp ve gerçek performansını göstermeye başlayabilir. Bu süreç sonunda fark eder ki yüksek standart ve başaramama duygusu olmadığında performansı çok daha yükselmiş, yapabileceklerinin sınırı tahmininden de öteye taşınmıştır.

 

* Yukarıda bahsedilen yöntemler kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Her danışanda aynı sonuca ulaşma garantisi verilemez.